27 Mayıs 2015 Çarşamba

Bermuda Şeytan Üçgeni

Elinize bir harita alıp bakınca üçgen şeklinde görülen bu bölgede, bu zamana kadar açıklanamayan birçok esrarengiz olay gerçekleşmiştir. Kaybolan gemi, uçak ve insanların sayısı tam olarak bilinmemektedir. Bu nedenle uzun bir dönem lanetli yer veya şeytanın üçgeni gibi isimlerle anılmıştır, hatta günümüzde de bu isimleri zaman zaman kullanmaktayız.
Bermuda üçgeni, Atlantik okyanusunun 500.000 mil karelik bir alanını kaplayan, Amerika’nın Atlantik okyanusuna açılan güneydoğu sahillerinde yer alan, kuşbakışı bakıldığında ise Miami, Bermuda ve Puerto Rico sınırları içerisinde kalan üçgen şeklinde bir alandır. Okyanusun bu kısmında yüzlerce gemi ve uçak enkazı bulunur. Son 100 sene içerisinde batan gemi, düşen uçak ve kaybolan insan sayısı 1000’lerle ifade ediliyor.
Bu bölgede suyun altında çok büyük mıknatıs maden kaynaklarının yer aldığı ve bu nedenle uçakların bu yoğun manyetik çekimden etkilenerek elektronik sistemlerinin bozulduğu, buna bağlı olarak da düştükleri söyleniyordu. Buna o kadar uzun seneler inanıldı ki, kimilerine göre başka bir açıklaması kesinlikle olamazdı. Fakat diğer taraftan biraz düşünürsek, eğer böyle birşey olsaydı gemiler niye batıyor? Yoksa bir gemiyi bile çekip yutabilecek kadar kuvvetli miydi bu manyetizma? Kesinlikle hayır. Eğer mıknatıs etkisi olsa ve zıt kutuplar prensibiyle gemi çekilse bile, su yüzünde duran bir gemiyi batıracak kadar güç üretebilmesi mümkün olmazdı. Ayrıca o bölgede yapılan ölçümler aşırı veya normalin üstünde bir manyetik alan olmadığını defalarca kanıtladı.
bermuda_seytan_ucgeni.jpgBölgede asıl şüphe uyandıran ise, insanların “denizde beyaz bir su oluşuyor” şeklinde ifade ettikleri sıradışı olaylardı. Bunun üzerine robot kameralı su araçlarıyla yapılan dalışlar sonucunda suyun tabanının bembeyaz bir örtüyle kaplı olduğu görüldü ve batan gemi ve uçak enkazlarının hepsi bulundu. Şu an en kuvvetli ihtimal olarak ortaya atılan güncel teoriye göre, bu tabaka denizin dibinde yer alan büyük doğalgaz kaynağından çıkan gazların suyun altında yüksek basınç ve düşük sıcaklığın etkisiyle katılaşıp beyaz hidrat parçacıkları haline gelmesi şeklinde açıklanıyor. Bu bölgeden aynı zamanda Gulf Stream adı verilen bir sıcak su akıntısı geçer. Suyun tabanındaki hidrat parçacıkları sıcak su akıntısıyla karşılaştıklarında eriyip su yüzüne doğru harekete geçerler. Bunun sonucunda binlerce metreküp doğalgaz suya karışmış olur ve suyun yoğunluğunu çok azaltırlar. O esnada bölgeden geçen bir gemi varsa, yoğunluk farkından dolayı suyun kaldırma kuvveti gemiyi taşıyamaz ve gemi batar. Sıcak su akıntısıyla beraber hidritlerin erimesi bittiğinde su yüzünde oluşan bu beyaz tabaka da yok olur ve gemi sanki az önce orada değilmiş gibi gözden tamamen kaybolur.
Aynı şekilde su yüzeyinden havaya dağılan gazlar, atmosferdeki havadan bile daha az yoğunluğa sahiptirler ve aynı sebepten yani yoğunluk farkından dolayı uçaklar hava tarafından yeterli sürtünmeyi alamayıp irtifa kaybederler ve doğalgaz moleküllerinin havadaki oksijeni tutmasından dolayı uçağın motorları yanma için gerekli oksijeni alamayıp dururlar.
Şeytan üçgeninde kaybolarak en fazla ünlenen olay “Flight 19″ idi. Oysa aynı zamanda çok sayıda uçak kaybolmuştu. Bunlar ikinci dünya savaşında Amerikan donanmasına ait bombardıman uçaklarıydı. Grumman IBM Florida Avenger tipindeki beş uçak, 5 Aralık 1945 tarihinde saat 14.00 civarında Florida’daki Fort Lauderdale donanma üssünden ayrıldıktan sonra pilotlar uçuş koşullarının gayet iyi olduğunu bildirmişlerdi.
Fakat sonra Bermuda Şeytan Üçgeni’nde birden bire yok oldular. Flight 19 uçağından son haber alındığında büyük bir deniz uçağı arama çalışmaları için yola çıkmıştı ve beş bombardıman uçağının tahmini yerine varıldığında alınan bir sinyal bir müddet sonra aniden yok oldu. Aynı gün birkaç saat içinde altı uçağın kaybolmasından sonra tarihin en büyük arama çalışmaları başladı. Fakat uçaklara ait tek bir parça bile bulunamadı.
Bermuda üçgeninin sırrı çözülmüş fakat herşeyi henüz tam olarak bilinememektedir. İleriki yıllarda “Bermuda Şeytan Üçgeni” olarak bilinen bölgenin, halen yapılmakta olan araştırmaların ışığında herşeyinin öğrenileceğini düşünüyorum.

İlk Emir ''Oku !''

Günümüzde kitap okumayı etkileyen en önemli nedenler;
– Televizyonun varlığı kitap okumayı engeller, çünkü kitap okumak izlemeye göre daha zordur ve bu ise insanı kitap okumaktan soğutan en büyük nedenlerden birtanesidir.
– Özellikle çocukların oyun merakı (pc başında saatlerce harcanan zaman).
– Anne babaların çocuklarını okuma alışkanlığı kazandırmaması ki bunu bazı anne babalar, zaman kaybı olarak değerlendirilmesi.
– Bilginin kolay ulaşılır hale gelmesi.
Kitap okuma kesinlikle bir zaman kaybı olmayıp, okumakla insanların hayatlarında önemli ölçüde artış göstermektedir.
Kitap okumanın yaraları;
  1. – Kitap okuma insanın düşüncelerini olgunlaştırır.
  2. – Hayatta başarıya ulaştıran tek anahtardır.
  3. – Kitap okuyan insanın konsantrasyon gücü oldukça fazladır.
  4. – Kitap okuyan insan, algısı oldukça fazladır, bu ise okul ve iş hayatında oldukça büyük başarılara götürür.
  5. – Kitap okuma insanın hayatını düzene sokarak, insanı büyük hantalıktan kurtarır.
  6. – Kitap okuyan insan kültürlüdür. Ve nerede ne konuşacağını bilen ilinçli bir insandır.
  7. – Kitap okuyan insanın bilgi dağarcığı fazladır ve böylece akıcı bir şekilde konuşma olanağı sağlamaktadır.
  8. – Kitap okuyan insan hızlı düşünür.
  9. – Okumak insanı yormaz, bilakis rahatlatma özelliğine sahiptir.
  10. – Hayal gücünü güçlendirir ve yaratıcılığı artırır.
  11. – Kitap okumak hayatımızı güzelleştirir ve insanlarla iletişimi artırır.
Kitap okumanın sayısız yararı vardır. Toplumumuzun bilinçli ve zeki gençlere ihtiyacı var. Lütfen çocuklarımızı okumaya karşı teşvik edelim. Hz Ali okumaya çok önem vermiştir ve “bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” cümlesi ile bunu desteklemiştir. Allah (c.c)’ ün Peygamberimize ilk “oku” emrini vermiştir. Fatih Sultan Mehmet, İstanbulu Fethettiğinde, büyük bir kütüphaneyide yanında götürmüştür.

Bizler Fatih Sultan Mehmetin Mustafa Kemal Atatürk’ün… torunlarıyız. Bize boş boş oturmak YAKIŞMAZ.

Popüler Yazım Yanlışlarının Doğru Yazımları

  1. Maydanoz
  2. Karnabahar
  3. Sarımsak
  4. Maalesef
  5. Yalnız
  6. Yanlış
  7. Gardırop
  8. Pardösü
  9. kulüp
  10. grup
  11. program
  12. mide
  13. şoför
  14. profesyonel
  15. makine
  16. meyve
  17. tespit
  18. eşofman
  19. Amerika
  20. Peş peşe (ayrı)
  21. stant

Size Sınavlarda En Çok Puan Getirecek Alan ''Paragraf''

Paragraf bir düşünceyi tam olarak anlatabilmek için bir araya getirilen cümleler topluluğudur.
Paragrafın bütün cümleleri aynı konuyu işler ve aynı düşünceyi açıklar ya da destekler.
Tek bir düşünce etrafında oluştuğundan kendi içinde bir bütünlük gösterir; kendinden önceki ya da sonraki paragraflara bir bağlılık göstermez.

                                                         PARAGRAFIN KONUSU
Paragrafta hakkında söz söylenen düşünce, olay ya da durumlar konuyu verir. Konuyu bulmak için "Parçada neden söz ediliyor?" diye sorabiliriz. Yani üzerinde durulan neyse konu da odur. Bununla ilgili sorular değişik soru kökleriyle karşımıza çıkar.
"Aydın karşılaştığı her meseleyi yeniden irdeleyen insandır. Fikirler, üzerinde düşünülmeyince basmakalıp hâle gelir; bir nevi batıl inanç şekline girer. Aydın, başkalarından önce kendine karşı hür olan insandır. Onun için hakikat, en üstün kıymettir."
Parça neyi anlatıyor? sorusunu bu parçaya yönelttiğimizde alacağımız cevap: "Aydın"ı anlatıyor olacaktır. Peki "Aydın"ın neyini anlatıyor? dediğimizde "Özelliklerini..." cevabını veriyoruz. Öyleyse bu parçanın konusu "aydının özellikleri"dir.
Bazen konu soruları şiir şeklinde de karşımıza çıkabilir.
Tema : Şiire hâkim olan duygu veya şiirde bahsedilen konuya tema denir.
"Burda güneş
Orda yağmur
Güneşte de güzel dünya
Yağmurda da
Şükürler olsun tanrım
Şükürler olsun sana
Verdiğin hayat pırıl pırıl"
Şimdi bu şiirin temasını bulalım.
Şair güneşi ve yağmuru anlattıktan sonra ikisinin de güzel olduğunu söylüyor. Sonra bunların güzelliğini genelleyerek yaşamın pırıl pırıl, yani güzel olduğuna değiniyor.
Memnun olduğu bu güzel yaşamı bahşettiğinden dolayı da Allah'a şükrediyor. Şair yaşamı güzel bulduğuna ve şiirde bunu anlattığına göre şiirin teması "yaşama sevinci" dir diyebiliriz.


                                     PARAGRAFIN ANA DÜŞÜNCESİ
Ana düşünce, parçada yazarın okuyucuya vermek istediği mesajdır. Buna yazarın paragrafı yazma amacı da diyebiliriz.
Her paragrafın belli bir ana düşüncesi vardır. Bu düşünce bazen paragrafın herhangi bir yerinde bir cümle hâlinde verilir. Diğer cümleler bu düşünceyi açıklar ya da destekler. Bazen ise belli bir cümleyle verilmez, paragrafın bütününe sindirilir.
Paragrafın ana düşüncesini bulabilmek için kendimize "Yazar bu parçayı hangi amaçla yazdı?", "Bize ne demek istedi?" gibi soruları sorabiliriz.
"Oyun, çocukların ruhi eğitiminde önemli bir yer tutar ve gelişmelerini sağlar. Oyundan ve oyuncaklardan mahrum bazı çocukların, gelecekte asık yüzlü, somurtkan ve çekilmez kişiler oldukları görülmüştür. Oyunlar, aşırı olmadığı sürece, çocuklar için vazgeçilmez eğlence kaynaklarıdır."
Bu parçanın bütününde işlenen düşünce "Oyun ve oyuncağın, çocuğun ruhsal gelişimi için gerekli olduğu" fikridir.
Yazar bu ana düşünceyi zaten ilk cümlede "Oyun, çocukların ruhi eğitiminde önemli bir yer tutar. Ve gelişmelerini sağlar." Sözleriyle vermiştir. Daha sonraki cümlelerde ise bu düşüncesini açıklayıcı ve destekleyici yargıları vermiştir.
Bazen ana düşünce şiirle de sorulabilir.
"İnsan vardır fark edilmez süsünden,
Kimi farksızdır koyun sürüsünden.
Her gördüğün şekle aman kapılma.
İnsan belli olmaz görüntüsünden."
Bu parçada insan ve hayvan karşılaştırılmış. İyi bir hayvanın dıştan bakılarak anlaşılabileceği, insanın tanınmasının ise zor olduğu dile getirilmiştir. Anlatılan "İnsanın ne düşündüğü, ne yapmak istediği, kısaca içyüzü belli değildir." sözleri ile özetleyebiliriz.

                        PARAGRAFIN YARDIMCI DÜŞÜNCELERİ
Her paragraf tek bir konu üzerinde durur ve bir ana düşünceyi işler.
Paragrafta bunun dışında, ana düşüncenin daha iyi açıklanmasını sağlayan, onu daha belirgin hâle getiren, işlediği konunun sınırlarını çizen düşünceler de vardır. Bu düşüncelere de paragrafın yardımcı düşünceleri denir. Bir paragrafta ana düşünce bir tane iken yardımcı düşünce sayısı birden fazla olabilir.
Yardımcı düşünceyle ilgili sorular çoğu zaman olumsuz biçimdedir.
Bir parça üzerinde yardımcı düşünceleri inceleyelim.
"İyi yazmak ya da güzel konuşmak, kültürlü her insanın edinmek istediği erdemlerin başında gelir. Bu erdemlere sahip olmanın yolu, okumak ve okuduğunu anlamaktan geçer. Okuma, kültürün temeli olduğu kadar bilginin de başlıca kaynağıdır."
Şimdi bu parçadan bazı yardımcı düşünceler belirleyelim.
Parçanın son cümlesindeki "Okuma, kültürün temeli olduğu kadar bilginin de başlıca kaynağıdır." cümlesinden "Okumakla bilgi hazinemizin genişlediğinden" ifadesi;
Parçadaki "...güzel konuşmak.... Bu erdemlere sahip olmanın yolu, okumak ve okuduğunu anlamaktan geçer." sözlerinden "İfade güzelliğinin okumakla elde edileceğinden" ifadesi;
Parçadaki "Okuma, kültürün temeli olduğu kadar bilginin de başlıca kaynağıdır." cümlesinden "Okumanın, bilgi kaynaklarının en önemlisi olduğundan" ifadesi çıkarılabilir.
Ancak böyle bir parçadan "Bilgili insanların toplumda saygı gördüğünden" yargısı çıkarılamaz. Çünkü parçada bundan hiç bahsedilmemişti

                                     PARAGRAFIN YAPISI
Paragrafın; bir makalenin, denemenin ya da başka bir yazının küçültülmüş biçimidir.
Nasıl bu tür yazıların giriş, gelişme ve sonuç bölümleri varsa, bir paragrafın da bu tür bölümleri vardır. İşte paragrafın yapısıyla ilgili sorular böyle bir bölümlemeyi ortaya çıkarmak için sorulur.

Giriş bölümü
Genelde tek cümleden oluşan giriş bölümünde parçada anlatılacak konu verilir.
“Sanatçı, toplumun sorunlarına duyarlı olmalıdır.” cümlesi giriş cümlesi olabilir.
Giriş bölümü cümlesinde, sanki giriş cümlesinden önce bir cümle varmış anlamını verebilecek olan "bu yüzden, bundan dolayı, kaldı ki, yine de, ama, fakat, oysa, çünkü, bunun için, ise..." gibi bağlayıcı ifadeler yer almaz.
Örneğin;
"Demek ki bizden gizlediği bazı şeyler var."
"Ağaç sevgisi de bizim önemli değerlerimizden biridir.”
"Çünkü kitabın kıymetini okuyan bilir."
"Şimdi de ağaç üzerine bir şeyler söyleyelim."

Yukarıdaki cümlelerden hiçbiri, bir parçanın giriş, yani ilk cümlesi olamaz. Çünkü bu cümlelerin hepsinde kendilerinden önce başka cümlelerin de olduğunun işaretlerini veren bağlayıcı ifadeler bulunmaktadır. Bu ifadelerin altı çizilmiştir.

Gelişme bölümü
Giriş bölümünde verilen konunun her yönüyle ortaya konduğu bölümdür.
Düşüncenin açılması için anlatım yollarından yararlanılır.

Sonuç bölümü
Gelişme bölümünde anlatılan olay, düşünce ya da duyguların bir sonuca bağlandığı bölümdür. Paragraf tamamlama soruları bu bölümle ilgilidir. Şimdi paragraf tamamlamaya değinelim.

                                     PARAGRAF TAMAMLAMA
Parçanın son cümlesi bir bitiş bildirir. Ya anlatılanlardan bir sonuç çıkarılır ya da bir olayın bitişini gösterir. Bu soruların çözümünde cümlelerin anlamca bağlılığı yanında yapısal olarak bağlanmalarına da dikkat edilmelidir.
"Kalemi elime aldığım zaman bir şey yazmadan kalıyorum diyorsanız, bilgi tokluğu ve duygu zenginliğine sahip olmak için bol bol okuyunuz. Küçük yaşlardan itibaren kitaplarla dost olunuz. Kitapların o geniş dünyasına kulaç açtığınız zaman kendinizi daha mutlu ve güvenli hissedeceksiniz. Okudukça yazmaya karşı ihtiyacınız artacak
ve ..."
Bu parçada yazmak ile okumak arasında bir ilişki kurulduğunu görüyoruz. Bunu, parçanın giriş cümlesindeki "Kalemi elime aldığım zaman bir şey yazmadan kalkıyorum diyorsanız,..." varsayımına karşılık olarak, yine parçadaki "...bol bol okuyunuz." ifadesinden anlıyoruz. Yani parçada, yazmak isteyene okumak tavsiye ediliyor. Parça "Okudukça yazmaya karşı ihtiyacınız artacak ve ..." şeklinde devam ettiğine göre parçayı tamamlayacak ifade "yazmak" ile ilgili bir ifade olmalıdır. Öyleyse bu paragrafı "elinizi kaleme uzatacaksınız." şeklinde bir ifadeyle tamamlayabiliriz.

                                   PARAGRAF OLUŞTURMA
Bir paragraf oluşturabilecek cümleler dağınık olarak verilir ve öğrencinin bunlardan bir paragraf oluşturması istenebilir. Bu tip sorularda cümlelerin anlamca ve yapıca birbirine bağlanabilmesi aranmalıdır.
Burada dikkat edilecek noktalar şunlardır:
Öncelikle cümlelerin hepsi okunarak bu cümlelerin ne anlattığı belirlenmeye çalışılmalıdır.
Eğer bir olay anlatılıyorsa olayın gerçekleşme sırası belirlenmelidir. (Zaman akışı)
Eğer bir fikir işleniyorsa bu düşüncenin mantık sırası belirlenmelidir.
Aşağıdaki karışık cümlelerle bir paragraf oluşturalım.
I. Çanakkale sırtlarını bombardıman ettiler.
II. Bir topçu bölüğünde yalnız Seyit ve Ali adlı iki topçu eri kaldı.
III. Oradan geçip İstanbul'u almaya çalışıyorlardı.
IV. 1915 yılında düşman gemileri Çanakkale Boğazı'na gelmişlerdir.
V. Oradaki askerlerimizin çoğu şehit düştü.

Bu cümlelerin hepsini okuduğumuzda Çanakkale Savaşı ile ilgili bir olayın hikâye edildiğini görmekteyiz. Yapacağımız iş olayın gerçekleşme sürecini belirlemek.
"Önce boğaza gemilerin gelmesi anlatılmalı. (IV) Gemilerin geliş amacı verilmeli.
(III) Sonra bombalama anlatılmalı.(I) Bombalamadan sonra anlatılması gereken olay askerlerimizin şehit düşmesi olacaktır. (V) Yalnız şehit düşmeyen iki topçumuz vardır.
(I) " Olay mantıken böyle sıralanmalı. Çünkü eylemlerden birinin gerçekleşmesi diğerine bağlı.
Bu parçadan bir paragraf oluşturulduğunda sıralama "IV - III - I - V - I" şeklinde olmalıdır.

                             DÜŞÜNCENİN AKIŞINI BOZAN CÜMLE
Paragrafı oluşturan cümlelerin hepsi aynı düşünce etrafında örgülenir, aynı konuyu anlatır.
Bazen parçalarda bir konu anlatılırken farklı bir düşünce veya konunun farklı bir yönü bir cümle hâlinde araya girer. Düşüncenin akışını bozan cümlelerin sorulduğu sorularda bizden istenen işte bu farklı cümleyi bulmaktır.
Bu soruların çözümünde yapılacak iş; her bir cümlenin ne anlattığını, bir iki kelimeyle tespit etmektir. Sonra bu tespitlerimizi karşılaştırmaktır. Görülecektir ki bir cümle haricinde hepsi aynı konudan veya konunun aynı yönünden bahsediyor. Farklı şeylerden bahseden cümle düşüncenin akışını bozan cümledir.
"(1) Ne güzel de süzülüyor martılar gökyüzünde. (2) Hep onlar gibi özgür olmak istemişimdir. (3) Her şey gözlerinde küçücük .... (4) Altlarında mavi deniz, üstlerinde masmavi gökyüzü..."
Bize yukarıdaki parçadan hareketle: "Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?" şeklinde bir soru sorumuş olsunlar. Yapacağımız ilk iş cümlelerde ne anlatıldığını birer kelimeyle belirlemektir. Parçadaki 1., 3. ve 4. cümlelerde "martıların uçuşundan" bahsedilirken 2. cümlede yazarın "martılara öykünmesinden" bahsedilmektedir. Öyleyse farklı olan, yani düşüncenin akışını bozan cümle 2'dekidir.

                               PARAGRAFIN BÖLÜNMESİ
Düşüncenin akışıyla ilgili bir diğer soru tipi de, parçanın iki paragrafa bölünebilmesiyle ilgilidir. Bu tip parçalarda, parçanın bir bölümünde bir düşünce, ikinci bölümünde başka bir düşünce işlenir.
Yazar konuyu işlerken her bir paragrafta konunun farklı bir yönünü işler. Anlattığı bir şeyden farklı bir şeye geçiş yaptığında yeni bir paragrafa da geçmesi gerekir. Sınavlarda iki ayrı düşüncenin işlendiği bölümler bir paragraf olarak verilir ve bizden bu paragrafı bölmemiz istenir.
Bu tip sorularda yapılacak iş her bir cümlede anlatılanı bir iki kelimeyle belirlemektir. Daha sonra belirlenen bu ifadeler karşılaştırılmalıdır. Görülecektir ki bir kısım cümlelerde bir konudan bahsedilirken diğer cümlelerde ise başka bir konudan bahsediliyor. Yapılacak en son iş; yeni, farklı konuya geçilen ilk cümleyi veya konuyla ilgili bakış açısının değiştiği ilk cümleyi tespit etmektir.
"(I) Kitap okumak için yaz, daha uygun mevsimdir. (II) Havalar ısınmaya başlayınca, doğanın her köşesi bir okuma yeri olur. (III) İstediğiniz yeri seçebilirsiniz. (IV) Parkta, deniz kıyısında, bir ağaç altında gönlünüzce okuyabilirsiniz. (V) Okuma biçimi ve yöntemi kişiden kişiye değişir. (VI) Kimileri beş on kitabı birden okumayı sever. (VII) Kimileri de bir kitabı bitirmeden ötekine başlamaz."
Bize bu parçayla ilgili "Bu parça açıklanan düşünceler bakımından ikiye bölünürse ikinci parça hangi cümleyle başlar?" şeklinde bir soru yöneltilmiş olsun.
Parçadaki cümleleri tek tek incelediğimizde I., II., III. ve IV. cümlelerde "kitap okumanın zaman ve zemininden" bahsedilirken V,VI ve VII. cümlelerde "kitap okuma biçiminden" bahsediliyor. Demek ki bu parçada iki düşünce işlenmiş ve ikinci düşünceye geçilen cümle, yani bölündüğünde ikinci paragrafın ilk cümlesi olacak olan cümle V. cümledir.

                            ANLATIM TEKNİKLERİ
Paragrafın dört temel anlatım tekniği vardır. Bunları sırası ile görelim.

Açıklayıcı Anlatım
Bilgi vermek amacı ile oluşturulan yazılarda kullanılan anlatım tekniğidir.
Bu tür yazılarda amaç okuyucuyu bilgilendirmek, ona bir şeyler öğretmek olduğundan sade ve anlaşılır bir dil kullanılır.
"Yakup Kadri Karaosmanoğlu edebiyatımızın önde gelen sanatçılarından biridir. Roman, hikâye, anı gibi değişik alanlarda eserler vermiş olan sanatçı daha çok romanları ile tanınmaktadır. Romanlarında önceleri kişisel konuları işleyen sanatçı daha sonra toplumsal konulara yönelmiştir. "Kiralık Konak"ta nesiller arası duygu ve düşünce farklılıklarını işleyen sanatçı, "Yaban" romanında Kurtuluş Savaşı yıllarında köy yaşamını, köylü - aydın çatışmasını işlemiştir."
Yukarıdaki örnekte görüldüğü gibi parçada "Yakup Kadri" okuyucuya tanıtılmış, sanatçının eserleri ile ilgili bilgiler verilmiştir. İşte öğreticiliği esas alan bu tür anlatıma açıklayıcı anlatım denir.
 

Ne Sorulursa Neye Bakılır?

1. Sözcüğün yapısı sorulursa basit mi ,türemiş mi, bileşik mi olduğuna bak.
2.Sözcüğün görevi sorulursa sözcük türüne bak.İsim mi, sıfat mı, zamir mi, fiil mi, zarf mı, edat mı, bağlaç mı,ünlem mi?
3.Sözcüğün türü belirtilip de görevi sorulursa sözcüğün öğelik görevine (hangi öğe olduğuna ) bak.
4.Cümlenin yapısı (ya da yargı sayısı) sorulursa basit cümle mi birleşik cümle mi olduğuna bak. Hepsi bileşik cümle ise ne tür bileşik cümle olduğuna bak.
5.Yüklemin türü (yüklemin sözcük türüne göre cümle)sorulursa ad (isim) cümlesi mi, eylem (fiil) cümlesi mi olduğuna bak. (Yüklemin ad soylu mu, eylem soylu mu olduğuna bak)
6.Yüklemin yapısı sorulursa yüklemi bul yüklemin Basit sözcük mü, türemiş sözcük mü, bileşik sözcük mü? olduğuna bak.
7.Yüklemin kuruluşu ya da yapılışı sorulursa yüklemi bul, yüklemin ne tür tamlama olduğuna bak.
8.İkilemenin kuruluşu ya da yapılışı sorulursa
ikilemeyi meydana getiren sözcüklere bak(Bu sözcükler aynı sözcüğün tekrarı mı, eş anlamlı mı, yakın anlamlı mı, yansıma mı, yakıştırma mı?...)
9.İkilemenin görevi ya da türü sorulursa İkilemenin ne tür sözcük olduğuna bak . (Ad mı, sıfat mı, zarf mı?)
10.Öznesine (ya da özne – yüklem ilişkisine) göre cümle (fiil çatısı )sorulursa yüklemlerini bul yüklemlerin etken mi, edilgen mi olduğuna bak.
BAŞKASI TARAFINDAN anlamı
yoksa etken çatılı.
varsa edilgen çatılıdır.
*Hepsi etken ise(hepsinde gerçek ya da gizli özne varsa)
fiilin geçişli mi, geçişsiz mi olduğuna bak.
*Hepsi etken geçişli ise oldurgan mı,
ettirgen mi olduğuna bak.
*Hepsi işteş ise ne tür işteş olduğuna bak
(Birlikte işteş mi, karşılıklı işteş mi?)
11.Nesnesine göre (ya da nesne – yüklem ilişkisine göre )
cümle ( fiil çatısı) sorulursa yüklemlerini bul yüklemlerin geçişli fiil mi geçişsiz fiil mi olduğuna bak.
* Ad (isim) cümlelerinde kesinlikle çatı aranmaz.
* Yüklemi geçişli olduğu halde nesne kullanılmayan cümleyi sorarsa geçişsiz fiillerin yüklem olduğu cümleleri ele, cevabı geçişlilerde ara.
12. Öğelerinin dizilişine göre (kuruluşuna, yüklemin yerine) göre cümle sorulursa düz cümle mi, devrik cümle mi olduğuna bak. (Yüklem sonda ise düz yani kurallı cümledir, yüklem sonda değilse devrik cümledir.)
13. Anlamlarına göre cümle sorulursa olumlu cümle mi olumsuz cümle mi, olduğuna bak.
* Hepsi olumlu ise, ya da hepsi olumsuz ise soru cümlesi mi, ünlem cümlesi mi olduğuna bak.
14. “Ek” in işlevi ya da görevi sorulursa o “ek”in yapım eki mi çekim eki mi olduğuna bak. (Bu yazıyı edebiyatogretmeni.net dışında başka bir yerde okuyorsanız bilin ki bu yazı edebiyatogretmeni.net ten alınmıştır.)
* Bütün şıklar yapım eki ise à ne tür yapım eki olduğuna bak. (FFYE, FİYE, İİYE, İFYE)
*Bütün şıklar çekim eki ise ne tür çekim eki olduğuna bak. (İsim çekim eki, fiil çekim eki…)
15. Fiilin zamanı sorulursa fiillerin basit zamanlı mı birleşik zamanlı mı olduğuna bak. (Basit zamanlı fiiller tek kip eki alır, birleşik zamanlı fiiller ise iki kip ekini üst üste alır. örn. geziyor : Basit zamanlı; geziyordu: B. z. lı.
16. Kelimenin yapısı sorulursa basit mi, türemiş mi, birleşik mi olduğuna bak.
*Eğer hepsi türemiş ise nasıl türediğine bak ( fiilden isim yaparak mı, isimden isim yaparak mı…)
*Eğer hepsi birleşik ise ne tür birleşik kelime olduğuna bak. ( İsim + fiil mi , fiil + fiil mi … örn: terk etmek: i+f ; yapıver: f+f )
17. Sözcüğün kökü sorulursa à anlamca ilgili , anlamı en küçük parçaya bak.
* Sözcüğün hangi kökten türediği sorulursa > sözcük kökünün isim mi, fiil mi olduğuna bak. örn: “sorguladı” sözcüğünün kökü “ sor-” fiilidir.
18. Tamlamanın türü söylenip görevi sorulursa > tamlamayı bul tamlamanın hangi ögeyi oluşturduğuna bak.
20. Ögeleri bulurken önce yüklemi bul.Diğer ögeleri bulmak için bütün soruları yükleme sor.
* Önce özneyi bul sonra belirtisiz nesneyi ara.
* Sözcük öbeklerinin (ikilemelerin, tamlamaların, deyimlerin, birleşik sözcüklerin) bölünemeyeceğini unutma.
21. Tamlayanı düşmüş ad tamlaması sorulursa iyelik eki almış sözcük ara. (İyelik eklerini bulurken pratik olarak ismin başına “benim, senin, onun, bizim, sizin, onların” zamirini getiririz. İsmin başına bu zamirlerden birini getirebiliyorsak orada bir iyelik eki var demektir.Sözgelimi “arabam” sözcüğü iyelik eki almıştır ;çünkü “benim arabam” diyebiliyorum.)
22. Ad tamlaması sorulduğunda tamlayanı düşmüş ad tamlamasını, ad tamlaması olarak alma.Tamlayanı düşmüş ad tamlaması sorulmak istenirse soru kökünde belirtilir.
23. “Hangi cümlede zaman kavramı vardır?” denirse zaman zarfı ara.
24. “Hangi cümlenin yükleminde zaman kavramı vardır?” diye sorulursa yüklemleri bul, kiplerine bak.Haber (bildirme) kiplerinde (di’li geçmiş zaman, miş’li geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman ve geniş zamanda) zaman kavramı vardır.Dilek kiplerinde (gereklilik, istek, dilek-şart ve emir kiplerinde) zaman kavramı yoktur.
25. Ek fiilin (ek eylemin) işlevi ya da görevi sorulursa isme mi, fiile mi geldiğine bak. örn: öğrenciydim ek fiilin di’li geçmiş zamanı (ek fiil isme geldi)

Nereye Gidiyoruz!?!


 Yorumsuz..

Türkçe Dersinin Önemi

Türkçe, bizi biz yapan değerlerin dersidir. Türkçe, Atatürkçülüğün dersidir. Türkçe, varlığımızın adı, geleceğimizin teminatıdır. Unutmamak gerekir ki Türkçe olmadan ne Türk yurdu olur ne de Türk adı kalır.

Dil ve Düşünce İlişkisi

İnsan, varlığını ancak düşüncesi sayesinde anlar, bilir. Descartes’ in (1596-1650): «Düşünüyorum öyleyse varım.» sözünün ifade ettiği gerçek de budur.